Bir Şeye Asla Değerinin Altında Fiyat Vermeyin
- 101girisim
- Fiyatlandırma, girişimcilik, Ürün algısı
- 0Yorumlar
Bir Şeye Asla Değerinin Altında Fiyat Vermeyin
Dün akşam 101 Girişim ile aylık buluşmalarımızdan birinde bir araya geldik. Bir arkadaşımın ürününe toplu satın alma talebi üzerine, çok uygun bir fiyat vermiş olmasına itiraz ederken buldum kendimi. Bu vesileyle fiyatlandırma stratejileri üzerine tartışma fırsatı bulduk.
Satışları Artırmak
Satışlarımızı artırmak için ‘sürekli’ indirimler sunmak ya da düşük fiyatlar belirlemek pazar payımızı artırmak için başlangıçta makul görünebilir. Bunun kısa vadede faydalar yaratabileceğine itiraz etmesem de uzun vadede hem markamız hem de ürünlerimizin genel algısı üzerinde zararlı etkileri olabileceğini hesaplamamız gerektiğini düşünüyorum.
Potansiyel müşteriler, daha düşük fiyatların daha düşük kaliteye eşit olduğunu varsayarak kaliteyi veya etkililiği sorgulayabilir. Hele hele kendi ülkemiz pazarını hedefliyorsak kültürel olarak böyle bir bakış açımız olduğunu unutmadan planlama yapmak çokomelli. 🙂 Bu algı bir kere yerleşince de, daha yüksek ya da asıl eder olan fiyatlandırmayı haklı çıkarmak epeyce zor bir iş haline gelir.
Fiyatlandırma yaparken düşük fiyatlandırmanın, markamızın imajına ve konumuna zarar verebileceğini göz önünde bulundurarak hareket etmemiz gerekiyor. Müşteriler, markamızı “ucuz” ve “değerden yoksun” olarak algılamamalı. Bunun yerine, tekliflerimizin “değer önerisini”i vurgulamaya odaklanmalı ve ürünümüzü buna göre konumlandırmalıyız. Sürekli olarak düşük fiyatlandırmaya başvurmanın sağlıksız bir rekabet ortamına neden olma ihtimali de var. Markamızı yalnızca fiyata göre değil, değere göre farklılaştırmak daha sağlam bir strateji olacaktır.
İşin “Business” tarafında önemli bir başka tarafı da, düşük fiyatlandırma yüzünden düşük kar marjlarıyla faaliyet göstermemizin işimizin uzun vadeli varlığını tehlikeye atabileceği… Sürdürülebilirlik, özellikle de start-up şirketler için çok kritik bir önem taşıyor. Zaten mali zorluklarla çıktığımız yolda, bir de düşük kârla ürün/hizmet vermemiz hem ürün geliştirme sürecimize, hem de pazarlamaya yatırım yapma ihtimalimize balta vurabilir. Düşük kârların, motivasyonumuza etki edeceğini söylememe bile gerek yoktur heralde.
Motivasyon demişken, tıpkı iş dünyasında olduğu gibi, kendimizi düşük fiyatlandırmak da başkalarının gerçek potansiyelimizi tam olarak takdir etmeyebileceği olumsuz bir algıya yol açabilir. Tabiiki bizlerin bireysel olarak bir ürün olmadığımızı ya da fiyatımız olmadığını biliyorum ama çalışan olarak, şirketlerin daha fazla kâr etmeleri için emeğimizi sattığımızı unutmadan, ücretlerimizin emeğimizi, tecrübemizi ve potansiyelimizi karşılaması gerektiğini bilerek hareket etmemiz gerektiğini hatırlatmak istiyorum. Sınırlar belirlemek ve yeteneklerimize değer vermek, tam potansiyelimize ulaşmamız; tatmin edici ve başarılı kariyerler oluşturmamız için bize güç verecektir.
Değerimizi bilmek ve ifade etmek kibir değil, mesleki gelişimimiz ve öz saygımız için hayati bir zorunluluktur.

